Dünyada yapay zeka yarışı hızlandıkça, gözler artık yalnızca daha güçlü işlemcilere ve daha büyük veri merkezlerine değil, bu devasa sistemlerin tükettiği enerjiye çevriliyor. Çünkü yeni nesil yapay zeka modellerinin büyümesiyle birlikte veri merkezleri, birçok ülkenin toplam elektrik tüketimiyle yarışacak seviyelere ulaşıyor.
Kafkas Ajans
Çin ise bu soruna alışılmışın dışında bir çözüm geliştirdi: Veri merkezlerini karadan çıkarıp denizin altına yerleştirmek.
Şanghay kıyılarında ticari faaliyetlerine başlayan Lin-gang Sualtı Veri Merkezi, kıyıdan yaklaşık 10 kilometre açıkta ve deniz yüzeyinin 10 metre altında çalışıyor. Rüzgar enerjisiyle desteklenen tesis, yalnızca yeni bir mühendislik denemesi değil; aynı zamanda yapay zeka çağının enerji sorununa karşı geliştirilen ilk büyük ölçekli çözümlerden biri olarak görülüyor.

Yapay zeka büyüdükçe elektrik faturası patlıyor
Uluslararası Enerji Ajansı’nın projeksiyonlarına göre dünya genelindeki veri merkezlerinin elektrik tüketimi 2030 yılına kadar iki katından fazla artarak 945 teravat-saate ulaşacak. Bu miktar, bugün birçok gelişmiş ülkenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer
Sorun yalnızca enerji değil. Dev veri merkezleri aynı zamanda büyük arazilere ihtiyaç duyuyor ve sürekli çalışan soğutma sistemleri nedeniyle ciddi miktarda tatlı su tüketiyor. Yapay zekanın büyümesiyle birlikte enerji, su ve arazi üçlüsü teknoloji sektörünün en kritik darboğazlarından biri haline gelmiş durumda.
Deniz, dev bir soğutucuya dönüştü
Geleneksel veri merkezlerinde tüketilen enerjinin yaklaşık üçte biri yalnızca sunucuları serin tutmak için harcanıyor.
Çin’in sualtı modeli ise bu denklemi değiştiriyor. Ortalama 15 derece sıcaklıktaki deniz suyu, bakır borulu ısı değişim sistemleri aracılığıyla doğal bir soğutma kaynağı olarak kullanılıyor. Böylece enerji tüketiminde yüzde 22,8’lik düşüş sağlanıyor.
Daha da dikkat çekici olan ise su kullanımının sıfıra inmesi. Karadaki veri merkezlerinin aksine sistem herhangi bir tatlı su tüketmiyor. Arazi ihtiyacı da yüzde 90’dan fazla azalıyor.
Bu nedenle uzmanlar projeyi yalnızca bir veri merkezi değil, “yapay zekanın sürdürülebilirlik laboratuvarı” olarak tanımlıyor.
226 milyon dolarlık yatırımla inşa edilen tesisin nihai kapasitesi 24 megavat olarak planlandı. Şu anda çalışan ilk faz 2,3 megavat güce sahip.
192 sunucu rafından oluşan merkezde büyük veri işleme, veri etiketleme ve Çin’in yerli büyük dil modellerinin eğitimi gerçekleştiriliyor. Sistem aynı zamanda China Telecom’un bilişim altyapılarıyla da entegre çalışıyor.
Tam kapasiteye ulaşıldığında tesisin yılda 61 milyon kilovat-saat elektrik tasarrufu sağlaması bekleniyor.

Geleceğin veri merkezleri denizlerde mi kurulacak?
Teknoloji devleri yıllardır veri merkezlerini daha verimli hale getirmenin yollarını arıyor. Daha önce de deniz altı veri merkezi denemeleri yapılmıştı ancak Şanghay’daki proje, ticari ölçekte faaliyete geçen en dikkat çekici örneklerden biri olarak öne çıkıyor.
Yapay zeka modelleri büyüdükçe veri merkezlerinin enerji ihtiyacı da katlanarak artacak. Bu nedenle gelecekte veri merkezlerinin yalnızca şehirlerin dışında değil; denizlerde, kutup bölgelerinde veya yenilenebilir enerji kaynaklarının yoğun olduğu alanlarda kurulması sürpriz olmayabilir.
Bir zamanlar fabrikalar nehir kıyılarına kuruluyordu çünkü enerji ve suya ihtiyaç duyuyorlardı. Yapay zeka çağında ise veri merkezleri okyanuslara inmeye başladı.
Çünkü artık dijital dünyanın en değerli hammaddesi veri olsa da, onu çalıştıran asıl güç hâlâ enerji.






