ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın 100’üncü gününde Hürmüz Boğazı adeta denizlerin E-5’i olmaktan çıkıp köy yolu seviyesine geriledi. Normalde günde yaklaşık 130 geminin geçtiği boğazdan artık ortalama 10 gemi geçiyor. Yani 100 günde geçen toplam gemi sayısı, savaş öncesinde bir haftada görülen trafiğe ancak yetişebildi.
Boğazı kullanmak isteyen gemiler için yeni kurallar da oluştu: Ya İran’la iyi geçineceksin, ya ödeme yapacaksın ya da bol bol diplomasi yapacaksın. Navigasyon uygulamalarının bile önermediği yeni bir seçenek olarak “İran rotası” ortaya çıkarken, bazı gemiler de “görmedim, duymadım” modunda AIS cihazlarını kapatarak yol aldı.

Savaşın ilk günlerinde gemi trafiği adeta borsadaki panik satışları gibi çakıldı. Bir gün önce 78 gemi geçen boğazdan iki gün sonra sadece 13 gemi geçebildi. Mayıs ayında ise bir gün boyunca yalnızca tek bir geminin geçmesi, Hürmüz Boğazı’nı dünyanın en geniş ama en tenha deniz yolu haline getirdi.
Batılı ülkelerle ticaret neredeyse haritadan silinirken, Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkeleri boğazın sadık müşterileri olarak öne çıktı. Petrol tankerleri hâlâ çoğunluğu oluşturdu ancak LNG tarafında durum daha dramatikti. Katar’daki üretim sorunları nedeniyle boğaz günlerce LNG gemisi görmedi. 100 günde sadece 18 LNG gemisinin geçmesi, doğalgaz ticaretinin de savaşta “evden çalışma” modeline geçtiğini gösterdi.

Körfez’de mahsur kalan yolcu gemileri de sonunda çıkış yolu buldu. Yaklaşık 10 gemi, 100 gün süren bölgesel gerilimden sonra boğazı geçerek “tatil bitti, eve dönüyoruz” mesajı verdi.
Özetle; Hürmüz Boğazı hâlâ açık ama eski günlerindeki gibi dünyanın enerji otoyolu olmaktan çok, kontrollü geçiş yapılan bir güvenlik noktasına dönüşmüş durumda. Dünyanın en stratejik deniz geçitlerinden biri, son 100 günde tarihin belki de en pahalı sakinliğini yaşadı.






