Kafkas Ajans
1989 yılında Norveç Denizi’nde batan Sovyet nükleer denizaltısı Komsomolets, aradan geçen 36 yıla rağmen gündemden düşmüyor. Bazı uzmanlar denizaltıyı “saatli bomba” olarak nitelendirirken, bilimsel raporlar bugüne kadar ölçülen radyasyon seviyelerinin deniz ekosistemi üzerinde ciddi bir etki oluşturmadığını ortaya koyuyor.
Döneminin en iddialı denizaltılarından biriydi
Sovyetler Birliği tarafından geliştirilen Komsomolets, yaklaşık bin metre derinlikte görev yapabilen ve nükleer silah taşıma kapasitesine sahip deneysel bir saldırı denizaltısıydı. Yeni bir denizaltı sınıfının öncüsü olması planlansa da bu projeden başka üretim yapılmadı.
Yangın felaketiyle son buldu
7 Nisan 1989’da çıkan yangının ardından mürettebat tarafından su yüzüne çıkarılan denizaltı, yaklaşık beş saat boyunca su üstünde kaldıktan sonra battı. Kazada 69 kişilik mürettebattan 42 kişi hayatını kaybetti.
Batış sırasında meydana gelen hasarın, titanyum gövdenin parçalanmasına ve deniz suyunun nükleer torpidoların bulunduğu bölmelere ulaşmasına neden olduğu belirtiliyor.
“Saatli Bomba” uyarısı nereden geliyor?
Komsomolets’in taşıdığı nükleer materyaller nedeniyle çevresel risk uzun yıllardır tartışılıyor. Çevre örgütleri, özellikle torpidolarda bulunan plütonyumun zamanla denize sızması halinde balıkçılık bölgelerinde ciddi kirlenme yaşanabileceğini savunuyor.
1993 yılında Greenpeace aktivisti Dimitri Litvinov, denizaltıyı “Norveç Denizi’nin dibinde tik tak eden bir saatli bomba” olarak tanımlamıştı.
Ancak aynı dönemde hazırlanan uluslararası bilimsel raporlar, büyük çaplı bir çevre felaketinin beklenmediği yönünde değerlendirmelerde bulundu.
Sızıntı tespit edildi, ancak seviyesi düşük
Norveç Radyasyon ve Nükleer Güvenlik Kurumu’nun son raporlarına göre, denizaltının nükleer reaktöründen zaman zaman radyoaktif madde sızıntıları tespit edildi. Buna rağmen ölçülen değerlerin şu an için deniz yaşamı üzerinde önemli bir tehdit oluşturmadığı ifade ediliyor.
Uzmanlar, mevcut durumun acil bir çevre felaketi anlamına gelmediğini, ancak uzun vadede düzenli olarak izlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Özel malzemelerle mühürlenmişti
1995 ve 1996 yıllarında gerçekleştirilen derin deniz operasyonlarında denizaltının çatlakları ve torpido bölmeleri özel yalıtım malzemeleriyle kapatıldı. Bu mühürlemenin yaklaşık 30 yıl dayanacak şekilde tasarlandığı biliniyor.
Bugün gelinen noktada ise, aradan geçen sürenin dolmaya yaklaşması nedeniyle uzmanlar yeni inceleme çalışmalarının yapılmasının önemine dikkat çekiyor.
En büyük sorun: Müdahalenin zorluğu
Komsomolets, yaklaşık 1.700 metre derinlikte bulunuyor. Bu nedenle herhangi bir kurtarma, onarım veya ek mühürleme operasyonu teknik açıdan son derece karmaşık ve maliyetli.
Şimdilik yeni bir müdahale planı bulunmasa da bazı bilim insanları, denizaltının mevcut durumunun yeniden değerlendirilmesi için kapsamlı bir araştırma seferi düzenlenmesini öneriyor.
Denizaltıdaki nükleer savaş başlıklarında bulunan plütonyumun yarı ömrü yaklaşık 24 bin yıl olarak hesaplanıyor. Bu da radyoaktif materyalin teorik olarak çok uzun süre çevresel risk potansiyeli taşıdığı anlamına geliyor.
Bununla birlikte uzmanlar, “24 bin yıl boyunca tehlike” ifadesinin, sürekli ve aktif bir felaket senaryosu anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Mevcut bilimsel veriler, Komsomolets’in yakından izlenmesi gereken bir nükleer enkaz olduğunu gösterse de bugün itibarıyla Norveç Denizi için acil ve büyük ölçekli bir çevre tehdidi oluşturduğuna dair bulgu bulunmuyor.






