Türkiye’nin denizlerinde son dönemde yaşanan sıra dışı gelişmeler bilim insanlarının da dikkatini çekiyor. Hatay açıklarında görüntülenen balina, Fethiye-Göcek kıyılarında kaydedilen ispermeçet balinası ve farklı bölgelerde peş peşe ortaya çıkan Akdeniz fokları, denizlerde alışılmadık bir hareketliliğin yaşandığını gösteriyor.
Değişim bununla da sınırlı değil. Marmara ve Kuzey Ege’de görülmeye başlayan pusula denizanaları ile birlikte deniz ekosisteminin dengesi yeniden tartışma konusu oldu. Uzmanlara göre Türkiye’nin denizleri gözle görülür şekilde değişiyor ve bu değişim gelecekte daha da belirgin hale gelebilir.

Balinalar ve foklar neden kıyılarımıza yaklaşıyor?
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu’na göre son günlerde art arda gelen balina ve fok gözlemlerinin bir kısmı tesadüf olsa da işin arkasında çok daha büyük bir tablo bulunuyor.
Küresel ısınma nedeniyle deniz suyu sıcaklıkları değişirken, birçok türün yaşam alanı ve göç rotası da yeniden şekilleniyor. Akdeniz fokları zaten bölgenin doğal sakinleri arasında yer alırken, balinaların daha sık görünmesi denizlerdeki hareketliliğin arttığının önemli işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Denizanası alarmı mı?
Doğu Akdeniz’de zaman zaman yoğun şekilde görülen Rhopilema nomadica türü denizanaları özellikle turizm bölgelerinde endişe yaratmıştı. Ancak uzmanlar bu durumun geçici olduğunu belirtiyor. Pusula denizanalarının Marmara ve Kuzey Ege’de görülmesi dikkat çekse de şu an için kitlesel bir çoğalma söz konusu değil. Yine de uzmanlar deniz ekosistemindeki değişimlerin yakından takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Denizlerin gizli dönüşümü
Asıl dikkat çekici gelişme ise deniz canlılarının çeşitliliğinde yaşanıyor. Bir zamanlar Türkiye kıyılarında görülmeyen birçok tür artık düzenli olarak avlanıyor. Antalya açıklarında Japon sardalyası olarak bilinen tür hızla yayılırken, geçmişte yaygın olan bazı yerli balık türleri giderek azalıyor.
Sadece balıklar değil, yosunlar ve diğer deniz organizmaları da değişen şartlara uyum sağlayarak yeni dağılım alanları oluşturuyor.

Değişimin tek nedeni iklim krizi değil
Uzmanlara göre Akdeniz’deki dönüşümün arkasında yalnızca küresel ısınma bulunmuyor. 1970’lerde Nil Nehri üzerine kurulan Aswan Barajı’nın ardından Akdeniz’e ulaşan tatlı su miktarı ciddi şekilde azaldı. Bunun yanında Süveyş Kanalı’nın genişletilmesi ve derinleştirilmesiyle geçmişte doğal engel oluşturan tuzluluk ve sıcaklık bariyerleri büyük ölçüde ortadan kalktı.
Sonuç olarak Kızıldeniz’den gelen yüzlerce tür için Akdeniz’e geçiş hiç olmadığı kadar kolay hale geldi.
Marmara da değişiyor
Bir zamanlar yalnızca Akdeniz’de görülen bazı türler artık Marmara Denizi’nde de tespit ediliyor. Kızıldeniz kökenli domuz balığı, Akdeniz’in sembol türlerinden orfoz ve lagos gibi balıkların Marmara’da görülmeye başlaması, uzmanlara göre Marmara’nın da giderek ısındığının güçlü bir göstergesi.
Dahası, Akdeniz’de görülen bazı egzotik türler Karadeniz’e kadar ulaşmış durumda. Mavi yengecin Karadeniz’de tespit edilmesi, denizlerdeki biyolojik sınırların hızla değiştiğini ortaya koyuyor.
Önümüzdeki yıllarda daha fazlasını görebiliriz
Bilim insanları, Türkiye’nin denizlerinde yaşanan bu dönüşümün henüz başlangıç aşamasında olduğu görüşünde. İklim değişikliği, deniz suyu sıcaklıklarının artması ve insan kaynaklı çevresel müdahaleler devam ettikçe, bugün şaşkınlıkla izlediğimiz birçok tür gelecekte kıyılarımızın sıradan sakinleri haline gelebilir.
Denizler sessizce değişiyor. Ve görünen o ki bu değişimin etkileri önümüzdeki yıllarda çok daha net hissedilecek.






