GKRY, Yunanistan, İsrail ve ABD’nin Houston’da imzaladığı iyi niyet bildirgesiyle duyurulan “Doğu Akdeniz Enerji Merkezi” girişimi, enerji iş birliği kadar bölgesel güç dengelerine yönelik siyasi mesajlar da içeriyor.
Anlaşmanın resmi açıklamalarında enerji güvenliği, doğal gaz geliştirme ve altyapı projeleri ön plana çıkarılırken, Doğu Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesi olan Türkiye’nin süreç dışında bırakılması dikkat çekti. Uzmanlar, bölgedeki enerji projelerinin ekonomik ve teknik açıdan sürdürülebilir olabilmesi için Türkiye’nin tamamen dışlandığı bir denklemin uygulanabilirliğinin tartışmalı olduğunu belirtiyor.
İyi niyet bildirgesinin bağlayıcı bir anlaşma niteliği taşımadığı, tarafların önümüzdeki aylarda çalışma grupları oluşturarak yol haritası hazırlayacağı ifade edilirken, geçmişte benzer başlıklarla gündeme gelen birçok Doğu Akdeniz enerji projesinin finansman, maliyet ve siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle hayata geçirilemediği hatırlatılıyor.

Siyasi bloklaşma kurumsallaşacak
Öte yandan ABD’nin projeye doğrudan dahil olması, girişimin yalnızca enerji alanında değil, bölgedeki jeopolitik rekabet açısından da önem taşıdığı yorumlarına neden oldu. Bazı değerlendirmelerde, enerji merkezi girişiminin Doğu Akdeniz’de yeni bir ekonomik iş birliğinden çok, mevcut siyasi bloklaşmanın kurumsallaştırılması yönünde bir adım olduğu savunuluyor.
Ankara’dan henüz resmi bir değerlendirme gelmezken, Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak iddia ettiği alanları ilgilendiren olası enerji ve altyapı projelerinin bölgede yeni diplomatik gerilimlere yol açabileceği belirtiliyor.
Bu çerçevede açıklanan “Doğu Akdeniz Enerji Merkezi”nin, enerji üretiminden çok bölgesel güç mücadelesinin yeni platformu olup olmayacağı sorusu şimdiden gündeme gelmiş durumda.






