BHB Editör
Avrupa’nın dev savunma projeleri birer birer krizle karşı karşıya kalırken, Almanya’dan gelen son haber deniz kuvvetleri alanındaki kırılganlığı gözler önüne serdi. Fransa ile yürüttüğü yeni nesil savaş uçağı projesinde ciddi görüş ayrılıkları yaşayan Berlin yönetimi, şimdi de F126 firkateyn programında geri adım attı.
Alman basınında yer alan haberlere göre, Alman Donanması’nın en büyük tedarik hamlelerinden biri olarak görülen F126 projesi rafa kaldırıldı. Hollandalı üreticinin yaşadığı teknik ve takvim kaynaklı sorunların teslimat sürecini ciddi biçimde geciktirdiği, Berlin’in ise yaklaşık 2 milyar euroluk harcamaya rağmen projeyi sürdürmek istemediği belirtiliyor.
Bu gelişme, Avrupa’nın savunma sanayiinde “ortak proje” modelinin yeniden sorgulanmasına yol açtı. Savaş uçağından firkateyne kadar uzanan kritik programlarda maliyet artışları, teknoloji paylaşımı tartışmaları, siyasi anlaşmazlıklar ve gecikmeler Avrupa’nın hareket alanını daraltıyor.
Almanya daha ucuz ve daha milli çözümlere yönelebilir
Savunma ve denizcilik uzmanı Kozan Selçuk Erkan’a göre Almanya, F126 ile ABD sistemleriyle uyumlu, yüksek teknolojiye sahip bir savaş gemisi hedefliyordu. Ancak bu tercih, hem maliyetleri yukarı çekti hem de Berlin’in proje üzerindeki kontrolünü sınırladı.
Ortaya çıkan tabloda Almanya’nın, daha düşük kabiliyetli olsa bile daha az maliyetli ve kendi sanayisinin daha fazla söz sahibi olduğu projelere yönelmesi bekleniyor.
Ancak Avrupa için asıl soru şu: Kritik deniz platformlarında yıllarca beklemek mi, yoksa hazır üretim kapasitesi bulunan ülkelerle çalışmak mı?

Türkiye aynı anda 50’den fazla savaş gemisi inşa ediyor
Bu sorunun cevabında Türkiye dikkat çekici bir konuma sahip. Ankara, bugün aynı anda 50’den fazla savaş gemisi inşa ediyor. Bu projelerin 15’ten fazlası yabancı ülkeler için yürütülüyor.
Türkiye, Çin’in ardından dünyada aynı anda en fazla askeri gemi üreten ülkeler arasında yer alıyor. Korvetlerden firkateynlere, denizaltı projelerinden insansız deniz araçlarına kadar uzanan geniş üretim yelpazesi, Türk savunma sanayiini yalnızca bölgesel değil, küresel bir oyuncu haline getiriyor.
Avrupa’nın yaşadığı gecikmeler ve maliyet krizleri düşünüldüğünde, Türkiye’nin deniz platformlarındaki üretim modeli NATO ülkeleri için de önemli bir örnek olabilir.
Avrupa Türkiye’nin kapısını çalmamak için direnebilir
Uzmanlara göre teknik kapasite açısından Türkiye’nin savaş gemileri ve denizaltılar konusunda Avrupa’ya sunabileceği güçlü bir alternatif var. Ancak bu noktada siyasi hesaplar devreye giriyor.
Avrupa ülkeleri, büyük savunma projelerini öncelikle kendi aralarında çözmek istiyor. Türkiye’nin Avrupa savunma fonlarındaki konumu ve Ankara-Brüksel hattındaki siyasi gerilimler, doğrudan iş birliğinin önünde engel oluşturuyor.
Bu nedenle Avrupalı ülkelerin kısa vadede Türkiye’ye yönelmesi kolay görünmüyor. Fakat güvenlik tehdidinin artması, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası oluşan baskının büyümesi ve teslimat sürelerinin kritik hale gelmesi halinde tablo değişebilir.
Avrupa, kendi projelerinde ısrar ederek yıllar kaybetmek yerine, doğrudan tedarik için Türkiye’nin kapısını çalmak zorunda kalabilir.
İnsansız deniz araçlarında Türkiye’nin eli daha da güçlü
Türkiye’nin öne çıktığı bir diğer alan ise insansız deniz sistemleri. Modern deniz harekâtında savaş gemilerinin gücü artık yalnızca füze, radar ve top sistemleriyle ölçülmüyor. Mayın temizleme, keşif, gözetleme, elektronik harp, liman güvenliği ve sürü harekâtı gibi görevlerde insansız deniz araçları giderek daha kritik hale geliyor.
Hürmüz Boğazı gibi stratejik bölgelerde mayın tehdidinden deniz trafiğinin korunmasına kadar birçok senaryoda insansız sistemler belirleyici rol oynuyor.
Türkiye ise hem tekil görevler hem de sürü konsepti açısından dünyanın önde gelen ülkeleri arasında gösteriliyor. Avrupa kendi savaş gemilerini üretse bile, insansız deniz araçları ve bu sistemlerin entegrasyonu konusunda Ankara ile iş birliği yapma ihtiyacı duyabilir.
Avrupa’nın savunma projelerinde yaşadığı her yeni kriz, Türkiye’nin denizdeki üretim kapasitesini ve stratejik önemini daha görünür hale getiriyor.






