Kafkas Ajans
Küresel biyolojik çeşitlilikte yaşanan büyük çöküş artık bilim insanlarının raporlarından çıkıp gezegenin kırmızı alarmına dönüştü. Uzmanlara göre doğa resmen “dayanamıyorum” noktasına geldi. İklim değişikliği, betonlaşma, ormansızlaşma ve insan faaliyetleri nedeniyle binlerce tür hızla yok olurken, ekosistemlerin dengesi geri döndürülmesi zor bir kırılma sürecine girdi.
Birleşmiş Milletler’in “Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü” kapsamında yayımlanan veriler ise tabloyu daha da çarpıcı hale getirdi. WWF’nin 2024 Yaşayan Gezegen Raporu’na göre dünyadaki yaban hayatı popülasyonları son 50 yılda ortalama yüzde 73 azaldı. Tatlı su canlılarında bu oran yüzde 85’e kadar çıktı. Yani dereler, göller ve nehirler sessizce boşalıyor.
Tüm kıtalar risk altında
En büyük yıkımın yaşandığı bölge yüzde 95’lik düşüşle Latin Amerika ve Karayipler oldu. Afrika, Asya ve Pasifik de alarm seviyesinde kayıp yaşarken uzmanlar “ekosistemler artık eski reflekslerini veremiyor” uyarısında bulundu.
Rapora göre doğanın en büyük düşmanı yine insan çıktı. Özellikle gıda üretimi için yapılan kontrolsüz habitat tahribatı, canlıların yaşam alanlarını yok ediyor. Aşırı avlanma, istilacı türler, hastalıklar ve kirlilik de eklenince gezegen adeta nefes alamaz hale geliyor.
Bir yandan türler kaybolurken diğer yandan koruma alanları yetersiz kalıyor. BM Çevre Programı’nın raporuna göre “Kritik Biyolojik Çeşitlilik Alanları”nın üçte biri hâlâ koruma altında değil. Uzmanlar, “Doğa için son çıkışa girildi” değerlendirmesi yapıyor.
Birleşmiş Milletler’in bu yılki teması ise dikkat çekici: “Küresel Etki İçin Yerel Düzeyde Harekete Geçmek.” Ancak uzmanlara göre artık küçük adımlar değil, radikal kararlar gerekiyor. Çünkü doğa kaybederse sadece hayvanlar değil; gıda güvenliği, temiz su, ekonomi ve insan sağlığı da büyük bir çöküş yaşayacak.
Kısacası gezegen SOS veriyor. Soru şu: İnsanlık bunu duymak için daha ne kadar bekleyecek?






